böğrek
- fsevki
- 10 Tem
- 2 dakikada okunur
Rahatsız oldunuz değil mi? Oysa "di mi?" dedim siz duymadınız. Börek diye bildiğiniz kilo aldıran, glutenli, diyabet azdıran enfes yiyeceğin adını öğrencilik yıllarımda sıra arkadaşımdan böyle duyardım. Israrla düzeltmeye çalışır, yeniden yeniden söyletirdim. Başka bir sınıf arkadaşıma da öğretmen "Mezotopamya" ayyy pardon "Mezopotamya" mıydı o, söyletememişti. Hikaye (hikâye),
kaat (kâğıt) konularına hiç girmeyeyim. Her dilin farklı telaffuzları oluyor. Yazıldığı gibi okunan Türkçe'nin bile.
Güzel konuşma kaygısı taşıyan biri olmamama rağmen ses ve söyleyişleri ayırt ettiğimi daha doğru söylersem takıldığımı fark ettim. Örneğin elektronik ortamlarda ses tınısı çatallı, cızırtılı, eeee'li-ıııııı'lı katkıları fazla ise dinleyemiyorum. Ne kadar hayati bir meseleden bahsederse behsetsin. Kelimelerimden anlaşılıyor ki, biraz eskiciyim. Eski kelimeleri sevmişim dilime yerleştirmişim. Yaşımdan dolayı daha kolay geliveriyor dilimin ucuna.
Başka dillerin ses özelliklerini hangi şekille simgeleştirdiklerini ve o simgeleri nasıl seslendirdiklerini merak eder, fırsat buldukça alfabelerini incelerim. Yazıldığı gibi seslendirilmediği çok örnek var. Ama konumuz Türkçe. En doğru konuşan "Zeki Müren" i bir kenara bırakarak diksiyon, doğru seslendirme eğitmenlerinin de öz konusu bu: Yazıldığı gibi okumayacaksın! Günlük dilde nasıl seslendiriliyorsa oraya evireceksin! Tabi buna duyarlı kişilerin hedefinin tam on ikisinde sosyal medya yayıncıları var. Birbirlerini acımasızca eleştiriyorlar. Taklitlerini yaparak...
Aslında her birimizin bir konuşma tarzı yok mudur? Memleketini bile seste yaptığı bir ufacık değişimi kaçırmadığından hemen bilenine rastlarım. Ben o kadar dikkatli değilim. Ama açık "e" kullananların Samsunlu, (ealli) dediklerini; h' leri kelime başında söyleyemeyenlerin Trakyalı olduğunu bilebilirim ancak. Kendi ses kaydımı dinlediğimde sahibi olduğuma inanamam. Konuşurken öyle duymuyor kulağımız. Ama bir kurgu metin okurken vurgu ve tonlama yapıldığında dinlemenin tadına doyum olmadığını kabul ederim.
Velhasıl kelimelerin telaffuzunun kimilerince bu kadar önemsenirken benim gündemime girmesi bir dil öğrenmeye çalışınca oldu. Yazılı metinleri anlama kolaylığım daha iyiyken, konuşma dinlediğimde asla o dilin bildiğim kelimeleri olmuyor. Kelimeleri seslendirildiğinde tanıyamıyorum. Hele de kurgu eserlerde vurgu ve tonlama yüklenince hepten uzaklaşıyor. Bol bol dinleme yaparak bunu aşabilme çözümü ilk akla gelen. Ancak benim galiba ona sabrım yok. Bir o kadar filmleri de seviyorum. Anlamadan dinlemek odak noktamı kaybettiriyor. Hemen alt yazı açmaya geçiş yapıyorum.
Böğrek diyen de vardır, börek diyen de, alli de der, elli de...Bir dili yalayıp yutmak benim dildeki bu nüanslara takılmam nedeniyle zorlaşıyor. Kendi çözümümü bulacağım.
Yorumlar